13 Haziran 2012 Çarşamba

ANAHTAR NEREDE?

Mutluluğun anahtarı kimde?
Sende mi? Onda mı? Hayır bende de değil..

Güneşi gördüğünde mutlu olmuyorsan,
Yol kenarındaki papatyaya eğilip bakmıyorsan,
O anahtarı bulamayacaksın...

Mutluluk ufak ayrıntılarda gizlidir,
Gizli dememe bakmayın aslında ufak da olsa tam ortadadır,
Gözümüzün önünde.
İyi ama neden insanlar erişemez bu saadete?
Görmezler , göremezler, görürler ama gördüklerinin mutluluk olduğunu kavrayamazlar,

Mutlu olmayı bilen,
"aaaaa papatyaya bak nasıl çıkmış taşların arasından.." der.
Bilmeyen ise,
"hıı evet." der.
Mutlu olmayı bilen,
"mis gibi deniz esintisi oooohhhhh" der.
Bilmeyen ise,
"üffff üşüdüm, hadi kalkalım" der.

Mutlu olmayı bilen, güneşe bakmayı, yağmurda ıslanmayı sever.
Mutlu olmayı bilen, bulunduğu ortamdan zevk almayı bilir.
Stresli de olsa o gün koştursa da durmadan, çayını demleyip ayağını uzattığında herşey silinmiştir.
Sürekli söylenmez mutlu olmayı bilen, herşeyden şikayet etmez,
Haklı sebepler türetir kafasında, birkaç şans vermeye değer görür insanları.

Anahtarı bulamayan, yanlış yerde arayan ya da varlığından dahi haberdar olmayan ise,
Hep şikayet eder, hep bıkkındır hayattan,
Her şey yanlış işliyordur ve asla düzgün insan yoktur kendinden başka.
Hep eleştirir, ama eleştri kabul etmez, kendi doğruları vardır Amenna, başkaları hep yanlıştır.

Herkes bir Polianna olamaz ama,
Her şeyden memnuniyetsiz de olmamalı.

Anahtarı bulamayanlar durun bir dakika!
Elinizi kalbinizin üzerine koyun, gözlerinizi kapayın ve her atışını hissedin,
Şimdi anahtarı buldunuz mu?

12 Haziran 2012 Salı

Bu Nasıl İnsanlık!!!

İnsan doğası gereği sevgi doludur.
İnsan sever, sevdiğini söyler.
İnsan sevdiğini söyler ve mutlu olur.
İnsan sevildiğini duyar ve mutlu olur.

İnsanlar değişmiş.
İnsanlar sevmekten korkuyor.
İnsanlar sevdiğini söylemekten korkuyor.
İnsanlar başkalarını sevince, sevdiğini söyleyince her şeyin değişeceğinden korkuyor.

Masum bir korku mu bu?
Hayır asla değil...
Maalesef ki insan, başkasına sevgisini verince,
Değer gösterince, o insanı mutlu etmekten korkuyor. 
Başkalarını mutlu görmek istemiyor.
Nedendir bilinmez başkasını yüceltince sevgisiyle, kendinin aşağıda kalacağından korkuyor.

Bu nasıl insanlık?
Kendi değerinin azalacağından mı korkuyor?
Neden mahrumuz sevgi cümlelerinden?
Bırakın cümleleri sevgi yüklü kelimelerden?

İnsan, 
Gittikçe aşağılaşan insan,
Gittikçe daha da küçük hesaplarla, diğerlerini eksiltmek isteyen,
Yukarıda görmek istemeyen,
Mutlu görmek istemeyen aşağılık insan.

Sen küçük hesaplarla sevgiden mahrum bıraksan da ötekileri,
Asıl sevgi mahrumu sensin unutma!
Sevmek, sevdiğini söylemek, bir insanı mutlu etmek, yüceltmek, senide mutlu edecekti oysa 
Ama yanıldın
Sevgisiz ve yalnız kaldın...

30 Mayıs 2012 Çarşamba

İnsanız ve Korkuyoruz

Davranmaktan korkup, davranamadığınız oldu mu?
Yargılanmak, eleştirilmekten korktuğunuz?
Gitmek istediğiniz ama gidemediğiniz
Konuşmak isteyip konuşamadığınız
Ya da gülmek isteyip gülemediğiniz
Oldu mu?

Hayat mı bizi kısıtlar yoksa kendimiz miyiz bu zincirleri vuran?
Taşımaktan usandığımız ama hala taşımaya devam ettiğimiz yükleri sırtımıza kim verdi?
Kısıtlı bir döngüde mutlu olma telaşesi içinde yitip giden zamanı kim yakalayacak?

Zaman geçiyor...
Ömrümüz kısıtlı...
Gülmek isteyip neden gülemiyoruz?


Yakalayamayacağız bu günleri!...
Peki neden hala ellerimizle buğazımızı sıkmaya devam ediyoruz?
Konuşmak istiyor ama aynı zamanda niçin susma ihtiyacı duyuyoruz?


Korkuyoruz hem de ölesiye..
Önce kendimizden korkuyoruz,
Sınırları aşmaktan öteye geçtiğimizde neyle karşılaşacağımızdan korkuyoruz!

Biri çıkıp "nereye" diyecek diye korkuyoruz..
Cevap verememekten, nereye gittiğimizi bilmemekten korkuyoruz.
Biri kızacak, biri üzülecek, biri acı çekecek hatta ölecek diye korkuyoruz.
Kendimizi anlatamamaktan da korkuyoruz..
Yanlış anlaşılmaktan, sevilmemekten, geri dönülmeyecek sözler söylemekten korkuyoruz.

İnsanız ve Korkuyoruz...

5 Aralık 2011 Pazartesi

Ne olduğunun farkındayım,
Ortamızda bir düğüm var, çözümünü bildiğim,
Ama çözmek istemediğim...
Biliyorum ki çözülünce o düğüm,
Buğazımız olacak düğüm düğüm...

Hayat belirsizliklerle dolu.
Bugün ne olduğumuzu bilsek de,
Ya da ne göründüğümüzü..
Yarın neye varacağımızı,
Hatta olup olmayacağımızı bilmiyoruz.
...

Ve hatta bu bilgiye sahip olsak dahi,
Hep var olacakmışcasına memnuniyetsiziz,

29 Ekim 2011 Cumartesi

Yüreğim hırçın,
Kıyıya vuran dalgalar gibi.
Yüreğim kararmış,
Sisli bir kış akşamı gibi.
Yüreğim boşlukta,
Sallanan bir salıncak gibi...


.............................................


Bunlar onun son sözleriydi. Nereye gittiğini bilmeden yola çıkmış ve bir daha geri gelmemişti.


Ben bunu niye mi yazdım? Sanırım bana da düşen onun hikayesini yazmak!

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Dost

Kalbi kıran dost unutulmaz,

Yarasına derman olunmaz,

Yerini kimse dolduramaz,

Gelse de dost gitse de dost...